Mukaddes topraklara uzanan hediye yolculuğu Topkapı Sarayı’nda…

Mukaddes topraklara uzanan hediye yolculuğu Topkapı Sarayı’nda…
Osmanlı Devleti’nin mukaddes toprakların mamur edilmesi ve hac yollarının emniyetinin sağlanması amacıyla Mekke ve Medine halkına gönderdiği hediyeleri taşıyan “Surre-i Hümâyûn” alayları, Topkapı Sarayı’nda açılan sergiyle gün yüzüne çıktı.
Osmanlı Devleti’nin mukaddes toprakların mamur edilmesi ve hac yollarının emniyetinin sağlanması amacıyla Mekke ve Medine halkına kaseler içinde gönderdiği paraları (Surre) ve hediyeleri taşıyan “Surre-i Hümâyûn” alaylarını konu alan sergi Topkapı Sarayı’nın Has Ahırlar bölümünde açıldı.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin Şirketlerinden KÜLTÜR A.Ş. ile Topkapı Sarayı Müzesi Müdürlüğü’nün birlikte organize ettiği serginin açılışına Başkan Kadir Topbaş’ın yanı sıra, AK Parti İstanbul İl Başkanı Aziz Babuşcu, Eminönü Belediye Başkanı Nevzat Er, İstanbul Müftüsü Mustafa Çağırıcı, Topkapı Sarayı Müzesi Müdürü Prof. Dr. İlber Ortaylı ve KÜLTÜR A.Ş. Genel Müdürü Nevzat Bayhan’ın da aralarında bulunduğu çok sayıda davetli katıldı.
Serginin açılışında konuşan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, Osmanlı Devleti’nin mukaddes topraklara gönderdiği hediyelerin ne kadar büyük bir saygıyla taşındığını gösteren çok önemli bir sergi açtıklarını belirterek, “Tüm İstanbulluları bu heyecan verici, muhteşem sergiyi izlemeye davet ediyorum” dedi.
Her yıl mukaddes topraklar Mekke ve Medine şehirlerine hac aylarında hediye gönderme geleneğinin sırasıyla Abbasiler, Emeviler ve Mısır Memlukları’ndan Osmanlılara geçtiğini vurgulayan Topkapı Sarayı Müzesi Başkanı Prof. Dr. İlber Ortaylı da İstanbul’u yakından ilgilendiren Surre Alayı ile ilgili bilgi ve belgelerin bir araya getirilerek gün ışığına çıkartılmasının çok önemli bir olay olduğunu kaydetti. Prof. Dr. Ortaylı, “İstanbul’dan son ‘Surre’nin gönderilişinin üzerinden bir asra yakın bir zaman geçti. Bu mukaddes yolculukla Osmanlı’nın Haremeyn’e hizmetinin hatırasını taşıyan eserler, ilk kez bu sergiyle ziyaretçilerin karşısına çıkıyor” diye konuştu.
Beş asır sonra gün yüzüne çıkan mukaddes yolculuk…
Haremeyn’e (Mekke-Medine) ilk olarak H. 311 (M. 923-24) yılında Abbasî Halifesi El-Muktedir Billah zamanında surre gönderildi. Daha sonra Hicaz bölgesini hakimiyetleri altına alan Fatımîler (909-1171), Eyyubîler (1171-1348) ve Memlûklar (1250-1517) tarafından da bu âdet devam ettirildi. Osmanlı Devleti’nde ilk sure alayı Yıldırım Bayezid Han tarafından Edirne’den 1389 yılında gönderilirken, son Surre Alayı da İstanbul’dan 1917 yılında gönderildi.
Osmanlı Devleti’nin ilk İslam Halifesi Yavuz Sultan Selim Han döneminde gelenekselleşen “Surre-i Hümâyûn”hediyeleri, Birinci Dünya Savaşı sırasında Haremeyn topraklarının Osmanlı’dan ayrılması nedeniyle, bu değerli eşyaların İngilizlerin eline geçmemesi için yayınlanan bir fetvayla Topkapı Sarayı’na getirildi. Mukaddes topraklara gönderilen hediyeler, konuyla ilgili fermanlar ve tutulan zabıtlardan oluşan eşyalar, Topkapı Sarayı’nda açılan sergiyle yaklaşık 5 asır sonra ilk kez bir arada gün yüzüne çıkarılmış oldu. Sarayın Has Ahırlar bölümünde açılan ve son surre alayına ait 90 parça resim ile değerli eşyaların da yer aldığı “Surre-i Hümâyûn” sergisi, 25 Mayıs tarihine kadar tarih meraklıları tarafından görülebilecek.
Padişahların da katıldığı ihtişamlı törenlerle Topkapı Sarayı’ndan yola çıkan Surre Alaylarıyla, Haremeyn ahalisine gönderilen paralar dışında, nadir bulunan kıymetli halılar, seccadeler, murassa avizeler, şamdanlar, paha biçilmez Mushaf-ı şerifler, puşideler (örtüler), buhurdanlar, elbiseler, Mekke Emîri’ne mahsus sırmalı ve işlemeli kaftan, mücevherli kılıç, tespihler ve daha pek çok kıymetli eşya Mekke ve Medine’deki mübarek makamlara, seyyidlere, şeriflere gönderilirdi.
Surre Alayı ile Hac yollarının emniyetini sağlamak için yol boyunda bulunan Arap oymaklarına da ‘atiyye’ adı altında para gönderilirdi. Haremeyn (Mekke ve Medine) ahalisine gönderilen surrenin kime, ne kadar dağıtılacağı surre defterlerine kaydedilir, surre keseleri ve Mekke Emîri’ne gönderilen ‘nâme-i hümâyûn’, surre alayının yola çıktığı gün Padişahın huzurunda mühr-ü hümâyûn ile mühürlenerek, Surre Emini’ne teslim edilirdi.


Sizde Yorum Yapın!